Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Anlaşmalı Boşanma İle Nafaka Ödemeyi Kabul Edenin Daha Sonra Nafakanın Yüksek Olduğu Gerekçesi İle Dava Açması

Güncelleme Tarihi:

kategori:

Anlaşmalı Boşanma İle Nafaka Ödemeyi Kabul Edenin Daha Sonra Nafakanın Yüksek Olduğu Gerekçesi İle Dava Açması

Anlaşmalı Boşanma İle Nafaka Ödemeyi Kabul Edenin Daha Sonra Nafakanın Yüksek Olduğu Gerekçesi İle Dava Açması

Anlaşmalı boşanma ile yüksek miktarlı nafaka ödemeyi kabul edenkocanın, aradan bir süre sonra nafakanın yüksek olduğu gerekçesi ile nafakanınkaldırılmasını/indirilmesini dava etmesi halinde davanın çözümü hk HGK kararı.

1.)  Kural : sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek veisteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafınmali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilenkişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde taleptebulunması da iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.

2.) Çözüm : davacı ile davalı tarafın, boşanmaya karar verildiğitarih itibariyle ekonomik ve sosyal durumunun belirlenip, şimdiki durumları ilekıyaslanarak; boşanma kararından sonra tarafların mal varlığında ve gelirindebir değişiklik olup olmadığı detaylı şekilde araştırılarak, değişiklik var ise,bunun kararlaştırılan nafaka miktarına ne ölçüde etkisi bulunduğu tartışılarak,başlangıçtaki denge gözetilerek, bununla birlikte “çoğun içinde azı da varkuralı gereği”, nafakanın tamamen kaldırılması yerine, hakkaniyetölçüsünde indirilebileceği de gözetilerek, yapılacak yargılama neticesindehasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği…

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas : 2017/3-1532

Karar : 2017/1465

Karar Tarihi : 29.11.2017

Taraflar arasındaki “yoksulluk nafakasının kaldırılması”davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 11. Aile Mahkemesincedavanın kabulüne dair verilen 31.10.2013 gün ve 2012/589 E., 2013/1261 K.sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesiüzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.06.2014 gün ve 2014/2077 E.,2014/9274K. sayılı kararı ile;

“…Davada, 2000 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasınınkaldırılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Mahkemece, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına kararverilmiştir.

Davada, yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmektedir.

Somut olayda; tarafların 23.10.2009 tarihli mahkeme kararı ileanlaşmalı olarak boşandıkları, 14.10.2009 tarihli protokol gereğince de, davacıtarafından davalı kadına aylık 2000 TL. yolsulluk (yoksulluk) nafakasıödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.

4721 Sayılı TMK.nun 175.maddesi gereğince; “Boşanma yüzündenyoksulluğa düşecek taraf, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olaraknafaka isteyebilir.” Aynı kanunun 176/4.maddesinde ise; “Tarafların malidurumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradınartırılması veya azaltılmasına karar verilebilir”.

Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veyaazaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetinbunu sağlaması gerekmektedir.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli

Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bileindirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak, sözleşme ilekararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada arananşartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemekhakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder. (arz eder) Bunun gibi sırf boşanmayısağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğüüstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek içinnafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğünkaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet vesözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.

Ancak, Borçlar Kanununun 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunmayankarşılıklı sözleşmelerde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeleryüzünden sonradan bozulacak olursa, sözleşme koşulları değişen koşullarauyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi,sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca,beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarlaolduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamınageliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardansözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa,sözleşmeye hakimin müdahalesi gerekebilir.

Dava konusu olayda; davacı kocanın …. mühendisi olup aylık 1650TL gelirinin bulunduğu, davalının ise, 1900 TL emekli maaşı, 400 TL babasındanyetim aylığı aldığı, babadan kalma bir dairesi ile kendisine ait arabasınınbulunduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan esaslar çerçevesindeolay değerlendirilip; davacı ile davalı tarafın, boşanmaya karar verildiğitarih itibariyle ekonomik ve sosyal durumunun belirlenip, şimdiki durumları ilekıyaslanarak; boşanma kararından sonra tarafların mal varlığında ve gelirindebir değişiklik olup olmadığı detaylı şekilde araştırılarak, değişiklik var ise,bunun kararlaştırılan nafaka miktarına ne ölçüde etkisi bulunduğu tartışılarak,başlangıçtaki denge gözetilerek, bununla birlikte “çoğun içinde azı da varkuralı gereği”, nafakanın tamamen kaldırılması yerine, hakkaniyetölçüsünde indirilebileceği de gözetilerek, yapılacak yargılama neticesindehasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılıdeğerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasıdoğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle kararbozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonundamahkemece önceki kararda direnilmiştir.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresindetemyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereğigörüşüldü:

KARAR : Dava, aylık 2.000,00 TL olarak ödenen yoksulluknafakasının kaldırılması istemine ilişkindir.

Davacı vekili tarafların Sincan 2. Aile Mahkemesi’nin kararı ileboşandıklarını, boşanma sırasında müvekkilinin davalıya 2.000,00 TL nafakaödemeyi kabul ettiğini, ancak boşanma davasından sonra davacının ortağı olduğuşirketin ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini ve davacının hem şirket olarakhem de kişisel olarak icra takiplerine maruz kaldığını, emekli maaşından başkagelirinin bulunmadığını ileri sürerek 2.000,00 TL yoksulluk nafakasınınkaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını,müvekkilinin almış olduğu nafaka dışında emekli maaşının ve babasından aldığı400,00 TL yetim aylığının bulunduğunu, davalının üniversitede okuyan oğlununolduğunu ve onun giderlerini yerine getirmekte dahi güçlük çektiğini, diğertaraftan evin ve arabanın masraflarını karşılayamadığını, davacının kendisindenoldukça küçük yaşta bir kadınla evlendiğini, eldeki davayı açma nedeninin de buolduğunu, davacının şimdiye kadar ödemesi gereken nafakaları da ödemediğinibelirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında aldırılan ekonomik vesosyal durum araştırma raporlarında davacının elektrik mühendisi olduğunun,1.650,00 TL gelir elde ettiğinin ve kardeşine ait evde kira vermedenoturduğunun; davalının ise 1.900,00 TL emekli maaşı ile 400,00 TL yetim aylığıaldığının, kendisine ait evde birisi çalışan birisi öğrenci iki oğluylabirlikte yaşadığının ve bir otomobili ile dairesinin bulunduğununbelirtildiğinin görüldüğü, yine tüm dosya kapsamından, tarafların boşanmalarıve yoksulluk nafakasının ödenmesine karar verilmesinden sonraki dönem içindedavacının işlerinin bozulduğu, davacının icra takiplerine maruz kaldığı ve yurtdışında yaptığı işlerin parasını alamadığı, dava tarihi itibariyle davalınıngelir durumunun ve mal varlığının davacıdan daha çok bulunduğu, davacının ödemegücünün davalıya nazaran azaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne kararverilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıdaaçıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece Özel Dairenin bozma kararında boşanmaya kararverildiği tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumunun belirlenerekboşanmadan sonra meydana gelen değişikliklerin saptanması ve buna göre birkarar verilmesi gerektiğine işaret edildiği, mahkemece yapılan işlemin de buolduğu, tarafların Sincan Aile Mahkemesi’nin 23.10.2009 tarih ve 2009/1012 E.,2009/922 K. sayılı kararı ile boşandıkları ve nafaka ile diğer hususlarıanlaşma ile belirledikleri, söz konusu boşanma dosyasında araştırmanınyapılmadığı, dolayısıyla o tarihte kıyaslamaya tabi tutulacak somut birekonomik-sosyal durum raporunun olmadığı, iki tarih arasında ekonomik ve sosyaldurum değişikliklerinin delil ile kanıtlanabileceği, eldeki dosyada bu yöndegerekli incelemelerin yapıldığı, davacının çalışıp çalışmadığına dairkanıtların getirtildiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumunun tam olarakbelirlendiği, tanıkların dinlendiği, bu itibarla davacının boşanmadan sonraişlerinin bozulduğu, yurt dışındaki alacaklarını alamadığı, Türkiye’dekiborçlarını ödeyemediği, bu sebeple ceza yargılamalarına maruz kaldığı,dolayısıyla ödeme gücünün nafaka yatıramayacak biçimde azaldığı, mal varlığıbakımından da davalının gelir durumunun iyi olduğu belirtilerek direnme kararıverilmiştir.

Direnme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somutolayda mahkeme tarafından yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmayayeterli olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre boşanma protokolü ilekararlaştırılan yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına mı yoksaindirilmesine mi karar verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Yoksulluk Nafakası”başlıklı 175. maddesi;

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağırolmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olaraknafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanunun “Tazminat ve nafakanın ödenmesi” başlıklı 176.maddesi ise;

“Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumungereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veyanafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümühalinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilenevliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayatsürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetingerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilenmaddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomikdurumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

Hükmünü içermektedir.

Yoksulluk nafakası, yoksulluğa düşecek olan eş için verilen birnafaka türü olup, söz konusu bu nafaka boşanma davası kesinleştikten sonraişlemeye başlar.

Yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafakanınkaldırılmasına karar verilebileceği gibi, tarafların mali durumlarınındeğişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veyaazaltılmasına da karar verilebilir. Diğer bir anlatımla iradın arttırılmasıveya azaltılması için tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetinbunu gerektirmesi aranmaktadır.

boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 Sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma,sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek içinzorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlarıyoksul kabul etmek gerekir.

Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte,tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yaşam tarzları değerlendirilerektakdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.Onun içindir ki, bilimsel öğretide; evlilik birliğinde eşler arasında geçerliolan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sonaermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir.

Yoksulluk nafakasının temelini teşkil eden Sincan AileMahkemesi’nin 2009/1012 E., 2009/922 K. sayılı dosyasında yapılan araştırmadatarafların 23.10.2009 tarihli karar ile anlaşmalı olarak boşandıkları,taraflarca imzalanan protokolün 5. maddesinde …’ın, ….. aylık 2.000,00 TLyoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği, anılan protokolün boşanmanın ekiniteliğinde kabul edilerek mahkemece, ….. lehine 2.000,00 TL yoksulluknafakasına hükmedildiği görülmüştür.

Somut olayda ise anlaşmalı boşanma davasında verilen aylık2.000,00 TL nafakanın kaldırılması istenilmiş, mahkemece mevcut şartlar dikkatealınarak bir inceleme yapılmış, diğer bir anlatımla davacının 22.10.2012 tarihiitibariyle, davalının ise 05.06.2012 tarihi itibariyle ekonomik ve sosyaldurumları tespit edilmiş, ancak boşanma kararının verildiği tarihteki ekonomikve sosyal durumlar belirlenmemiş ve tarafların boşanma tarihi ile eldekidavanın açıldığı tarihteki mal varlıkları konusunda bir karşılaştırmayapılmamıştır.

O hâlde mahkemece yapılacak iş, anlaşmalı boşanma kararınınverildiği 23.10.2009 tarihi itibariyle tarafların ekonomik ve sosyaldurumlarını belirlemek, belirlenen bu durumun nafakanın kaldırılması amacıylaaçılan eldeki davada aldırılan ekonomik ve sosyal durumlar ile kıyaslamak,boşanma kararından sonra tarafların mal varlığında ve gelirinde bir değişiklikolup olmadığını detaylı şekilde araştırmak, değişiklik var ise, bununkararlaştırılan nafaka miktarına ne ölçüde etkisi bulunduğunu tartışmak ve ÖzelDaire bozma kararında da değinildiği gibi başlangıçtaki denge gözetilmeksuretiyle, bununla birlikte “çoğun içinde az da bulunur” kuralı gereği,nafakanın tamamen kaldırılması yerine, hakkaniyet ölçüsünde indirimyapılabileceği de gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.

Buna göre tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenleregöre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmakgerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnmekararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, karar düzeltme yoluaçık olmak üzere, 29.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yoksulluk Nafakası Nedir?