Soybağının reddi davası nedeniyle kişilik haklarının saldırıya… | Gaziantep Avukat Ali Tümbaş

Güncelleme Tarihi:

kategori:

Soybağının Reddi Davası ve Kişilik Hakları

Soybağının reddi davası, son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen bir konudur. Bu dava, babalık iddiasında bulunan kişinin, biyolojik olarak çocuğun babası olmadığının tespiti sonucu soybağına ilişkin hukuki ilişkinin sona erdirilmesi talebidir. Ancak, bu durumda çocuğun ve babalık iddiasında bulunan kişinin kişilik hakları ciddi şekilde saldırıya uğramaktadır.

Soybağının reddi davası sonucunda, çocuğun babası olmadığı tespit edilirse, bu durum çocuğun ve babalık iddiasında bulunan kişinin hayatında önemli değişikliklere neden olabilir. Bu değişikliklerin yanı sıra, kişilik hakları da ciddi şekilde saldırıya uğrayabilir. Kişilik hakları, bireyin kimliği, onuru ve saygınlığı ile ilgili haklardır ve herkes tarafından saygı görmesi gereken haklardır.

Soybağının reddi davası sonucunda kişilik haklarına saldırı olduğu tespit edilirse, bu durumda manevi tazminat talebi söz konusu olabilir. Manevi tazminat, kişinin manevi olarak zarar gördüğü durumlarda ödenen bir tazminattır. Bu tazminat, kişinin onur ve saygınlığına yapılan saldırılar sonucunda verilen bir karardır.

Soybağının reddi davasında kişilik haklarına saldırı olduğu tespit edilirse, bu durumda babalık iddiasında bulunan kişi manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu talep, kişinin yaşadığı manevi zararın karşılanması için önemlidir. Manevi tazminat, kişinin onur ve saygınlığına yapılan saldırıların bir bedeli olarak ödenir ve bu nedenle de son derece önemlidir.

Sonuç olarak, soybağının reddi davası sonucunda kişilik haklarına saldırı olduğu tespit edilirse, bu durumda manevi tazminat talebi söz konusu olabilir. Kişilik haklarına yapılan saldırıların bir bedeli olduğu unutulmamalı ve bu hakların korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kişilik haklarına saygı göstermek, herkesin en temel görevlerinden biridir ve bu görevin yerine getirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.

Soybağının Reddi Davasının Kişilik Hakları Üzerindeki Etkisi

Soybağının reddi davası, çocuğun ve babalık iddiasında bulunan kişinin kişilik hakları üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Bu dava sonucunda, çocuğun babası olmadığı tespit edilirse, bu durum çocuğun kimlik ve onur duygusunu zedeleyebilir. Ayrıca, çocuğun sosyal ilişkilerinde de sorunlara yol açabilir. Babalık iddiasında bulunan kişinin kişilik hakları da bu dava sonucunda zarar görebilir. Bu kişi, toplum tarafından dışlanabilir ve itibarını kaybedebilir.

Soybağının reddi davasının kişilik hakları üzerindeki etkisi, ciddi bir sorundur. Bu dava sonucunda, çocuğun ve babalık iddiasında bulunan kişinin hayatının olumsuz bir şekilde etkilenmesi mümkündür. Bu nedenle, soybağının reddi davasının açılması öncesinde, tüm riskler dikkate alınmalıdır.

boşanma ve ceza avukatı gaziantep

Soybağının Reddi Davasında Manevi Tazminat

Soybağının reddi davası sonucunda kişilik haklarına saldırı olduğu tespit edilirse, bu durumda manevi tazminat talebi söz konusu olabilir. Manevi tazminat, kişinin manevi olarak zarar gördüğü durumlarda ödenen bir tazminattır. Bu tazminat, kişinin onur ve saygınlığına yapılan saldırılar sonucunda verilen bir karardır.

Soybağının reddi davasında kişilik haklarına saldırı olduğu tespit edilirse, bu durumda babalık iddiasında bulunan kişi manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu talep, kişinin yaşadığı manevi zararın karşılanması için önemlidir. Manevi tazminat, kişinin onur ve saygınlığına yapılan saldırıların bir bedeli olarak ödenir ve bu nedenle de son derece önemlidir.

Soybağının reddi davasında manevi tazminat talebinde bulunurken, aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

  • Kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı
  • Kişilik haklarına yapılan saldırının süresi
  • Kişilik haklarına yapılan saldırının sonuçları
  • Kişilik haklarına yapılan saldırının nedeni

Soybağının reddi davasında manevi tazminat talebinde bulunabilmek için, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı, süresi, sonuçları ve nedeni dikkate alınmalıdır. Manevi tazminat talebinde bulunabilmek için, bu hususların belgelenmesi gerekir.

T.C.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/4463

Karar No:2015/744

Davacılar A.. T.. vdl vekili Avukat Murat tarafından, davalı C.. T.. aleyhine 03/10/2012 gününde verilen dilekçe ile asıl ve birleşen davada kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Asıl ve birleşen dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar, davalı ile davacılardan Naşide 1987 yılında evlendiklerini, davacılardan A.. T.. ve O.. T..’nin evlilik birliği içinde dünyaya geldiğini, tarafların evliliklerinin 2009 yılında sona erdiğini, davalının 2011 yılında soybağının reddi davası açarak çocukların babası olmadığını ileri sürdüğünü, yapılan testler sonucu iddianın doğru olmadığı anlaşıldığından, soybağının reddi davası nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

Davalı, soybağının reddi davasını açma sebebinin eşinin ve çocuklarının kendisine karşı soğuk davranmasından ziyade, 2011 yılında hastanede yaptırdığı tetkik sonucunda kısır olabileceğinin anlaşılması olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının boşandığı davacı eşin iffetsiz olduğunu ileri sürüp nesebin reddi davası açmasının hem davacı eşin hem de davacı çocuklarının kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalı, davacı aleyhine Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/927 Esas sayılı dava dosyası ile zina ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmış, bilahare feragat etmesi nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından 2006 yılında açılan boşanma davasında; Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/927 Esas sayılı boşanma davasının red edildiği, tarafların 3 yıl geçtiği halde ortak hayatı yeniden kuramadıkları gerekçesiyle, MK 166/son maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir.

Ayrıca davalı açtığı soybağının reddi davasında; evlilik birliği boyunca taraflar arasında anlaşmazlık ve uyumsuzluk olduğu, 2007 yılında boşandıklarını, evlilik birliği boyunca çoğunlukla ayrı yaşayan tarafların müşterek çocuklarının kendisine karşı soğuk davranmaları ve görüşmek istememelerinin kendisinde şüpheye neden olduğu, yaptırdığı test sonucunda sperm sayısının normalden az olduğu anlamına gelen “oligospermi” hastalığının tespit edilmesi nedeniyle çocukların kendinden olamayacağı, bu nedenle DNA testi yapılarak nüfüs kaydının düzeltilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Şu durumda, davalı hakkında düzenlenen raporlar ve taraflar arasında açılan boşanma davaları gözönüne alındığında; soybağının reddi davası açılması, Anayasal şikayet hakkının kullanılması anlamında olup kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağından davanın tümden reddi gerekirken, Mahkemece yerinde olmayan yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/01/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın