işçi avukatı gaziantep

Dolandırıcılık Suçu

Güncelleme Tarihi:

kategori:

Dolandırıcıluk Suçunun Tanımı

Dolandırıcılık suçundan bahsedebilmek için failin hileli davranışlar ile bir kimseyi aldatması ve bunun sonucunda aldatılanın zararına ve kendisi veya bir başkasının yararına bir menfaat elde etmesi gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Mal Varlığına Karşı Suçlar bölümünde, 157. ve 159. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bir kimsenin hileli davranışlar göstererek bir kimseyi aldatarak kendisine yarar sağlaması halinde dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.

Dolandırıcılık Suçunun Şartları

Dolandırıcılık suçu, birçok farklı hareket tarzıyla işlenebilecek bir suçtur. Ancak tüm hareketlerin ortak altyapısını teşkil eden, dolandırıcılık suçunun şartları olarak nitelenebilecek üç koşul vardır:

  1. Hileli Hareket: Fiili işleyen kişi tarafından hileli hareketler icra edilmelidir. Mağdurun inceleme eğilimini ortadan kaldıracak davranışlar fail tarafından sergilenmelidir. Dolandırıcılık suçunu diğer mal varlığı suçlarından ayıran temel özellik, hilenin araç olarak kullanılmasıdır.
  2. Aldatıcılık: Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması gererekir. Fiili işleyen kişi tarafından yapılan hileli hareketler herhangi bir kimseyi aldatacak özellikte olmalıdır. Esasen hilenin mağduru etkileyerek aldatabilecek boyutta olması yeterlidir. Bu nedenle, her somut olayda hileli hareketin mağduru aldatabilecek boyutta olup olmadığı tespit edilmelidir.
  3. Zarar: Dolandırıcılık suçunun vücut bulması için suç teşkil eden fiil nedeniyle bir zarar ortaya çıkmalıdır. Suçun faili, mağdurun veya başkasının zararına, kendisinin veya başkasının yararına haksız bir fayda elde etmelidir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Dolandırıcılık, kişinin art niyet ve hileli davranışlarıyla bir kimseyi kandırması, aldatması ve bu durumdan kendisine veya bir başkasına yarar sağlamasıyla ortaya çıkar. Nitelikli dolandırıcılık ise dolandıran kimsenin bir dini, kurumu, mesleği araç olarak kullanıp suçu işlemesidir. Dolandırıcılığın suç olabilmesi için haksız kazanç ve çıkar sağlanması gerekir. Suça teşebbüs sayılabilmesi için ise icra hareketine geçilmesi ve harekete geçildiğinin kanıtlanması gereklidir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu/Dolandırıcılık Suçunun Nitelikli Hali

Türk Ceza Kanunumuzun 158. maddesine göre dolandırıcılık suçunun;

  • Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  • Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  • Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  • Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  • Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  • Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  • Sigorta bedelini almak maksadıyla,

Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılık Suçu Ne Zaman Tamamlanır?

Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlar veya aldatma ile haksız menfaat sağlamasıdır. Failin aldatma hareketinde bulunması ve netice olarak mağdurdan haksız menfaat elde etmesi ile suç tamamlanmış olacaktır. Dolandırıcılık suçu işlemek adına hareket eden fail, icrai hareketlerini tamamlamadan yakalanması halinde suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

Örneğin; telefonla polis olduğunu bildiren ve söylediği adrese 5.000 TL getirmesi gerektiğini belirten fail, olay yerine geldikten sonra yakalanması halinde dolandırıcılık suçunu tamamlayamamış olacaktır. Fail, haksız menfaat için hileli olarak hareket etmiş ancak haksız menfaat sağlayamadan yakalanmış, suçu tamamlayamamış olacaktır.

Dolandırıcılık Suçu Görevli ve Yetkili Mahkeme

Dolandırıcılık suçunun Türk Ceza Kanunu 159. maddesinde yer alan bir hukuki ilişkiye dayan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi hali dışında takibi resen yapılır. Bir diğer özellikli hal ise Türk Ceza Kanunu 167. maddede düzenlenen şahsi cezasızlık halidir. Dolandırıcılık suçunun TCK 167/1 içerisinde sayılan kişilere karşı işlenmesi halinde faile ceza verilmez. Suçun TCK 167/2 içerisinde sayılan kimselere karşı işlenmesi halinde ise suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

Dolandırıcılık suçunun temel hali bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Nitelikli haller bakımından ise ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Davaya bakmakla yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. Dolandırıcılık suçu açısından suç failin kendine veya üçüncü bir kişi lehine yarar elde etmesi ile tamamlanacağından yetkili mahkemem yararın sağlanmış olduğu yer mahkemesidir.

Dolandırıcılık suçu ve cezası nedir?

Dolandırıcılık suçunun basit ve nitelikli hali yukarıda Türk Ceza Kanunumuzdan alıntı yapılmak suretiyle sayılmıştır; buna göre suçun basit hali, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Suçun nitelikli hali ise, failin tek bir kişi olması halinde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçları için öngörülmüş olan bu cezada faillerin sayısı da bir artırım nedenidir. Bu suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak olup, bir suç örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay

Hukuk Dairesi

Esas : 2017/4093 Karar : 2019/913

Karar Tarihi : 06/02/2019

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada … 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/11/2016 tarih ve 2015/373 E. – 2016/774 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/07/2017 tarih ve 2017/739-2017/915 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi olan dava dışı …’e ait 0532 483 0425 numaralı sim kartın kopyalanarak…’e ait banka hesabına giriş yapıldığını, üçüncü kişilerce hesaptan para çekildiğini, . … tarafından açılan dava sonucu 64.085,14 TL ödeme yapıldığını, dava konusu dolandırıcılık olayında davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek 64.085,14TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin ne bankaya ne de banka müşterisine herhangi bir güvenlik taahhüdünde bulunmadığını, güvenliği sağlama konusunda banka veya müşterisinden herhangi bir özel ücret alınmadığını, müvekkiline bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca zamanaşımı süresinin de dolduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davacı bankanın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere takdiren %30 ve davalı GSM şirketinin ise takdiren %70 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek dava konusu edilen tutarın %70 oranına tekabül eden 44.859,59 TL alacağın ödeme tarihi olan …/05/2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar mahkemece zamanaşımı itirazının değerlendirilmeksizin karar verilmiş ise de 6098 sayılı TBK’nın 73/1. maddesi uyarınca, rücuen tazminat davalarında, zamanaşımı süresi tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren iki yıl olduğu, eldeki davada tazminatın tamamının ….05.2014 tarihinde ödendiği, davanın ise 03.04.2015 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacı bankanın müşterisi …’in interaktif bankacılık sistemindeki hesabına….in davalı GSM şirketine ait sim kartının sahte belgelerle değiştirilmesi suretiyle üçüncü kişilerce erişildiği ve hesaptan para çekildiği, bunun üzerine dava dışı müşterinin banka aleyhine alacak davası açtığı ve dava neticesinde 64.085,14TL’nin müşteriye ödendiği, davacı bankanın sadece GSM hattı üzerinden sms göndermesi suretiyle güvenlik önlemi almış olmasının sorumluluğunu bertaraf etmeyeceği, mevduatı koruma yükümlülüğü kapsamında meydana gelen güvenlik açığının oluşumunda % 30 oranında kusurunun bulunduğu, davalı şirketin ise kendisine yüklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak sahte belge ile sim kart çıkartılması nedeniyle % 70 oranında kusurlu olduğu, bu kusur oranın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.05.016 tarih ve 2015/15063 Esas ve 2016/5874 K. sayılı emsal nitelikli kararına da uygun olduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ….032,96 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/02/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası’nın …. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,

1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-…,… maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir.

İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/… maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esasdan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin ….a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın e çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın