Trafik Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat Davası

trafik hukuku

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2012/839 K. 2013/1958 T. 7.2.2013

• TRAFİK KAZASI SONUCU ÖLÜM NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

 ( Bilirkişi Raporundan Sonra Islahla Talep Sonucunun Artırıldığı – Islahla Yapılan İstemin Yeni Bir Dava Niteliği Bulunmadığı/İstek Sonucunun Artırılmış Olduğu )

• ISLAH İLE TALEP SONUCUNUN ARTIRILMASI ( Yerel Mahkemenin Islahla Artırılan Bölümün Zamanışımı Sebebiyle Reddetmiş Olmasının Hatalı Olduğu – Ayrıca Tazminat Miktarının Her Olayın Özelliğine Göre Değişebileceğinin Gözetilmesi Gereği )

• TAZMİNATIN HER OLAYIN ÖZELLİĞİNE GÖRE DEĞİŞMESİ ( Takdir Hakkı Kullanılırken Objektif Ölçülerin Dikkate Alınacağı – Eldeki Davada Belirlenen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğu/Ayrıca Dul Eşin Evlenme İhtimalinin de Gözetileceği )

• DESTEKTEN YOKSUN KALMA ( Dul Eşin Evlenme İhtimalinin Gözetilmesi Gereği – Davacının Medeni Halinin Araştırılacağı )

• TAZMİNAT MİKTARININ HESAPLANMASI ( Mahkeme Kararında Gerekçe Bulunmadığından Belirlenen Miktarlara Ne Şekilde Ulaşıldığının Tespit Edilemediği – Trafik Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası/Trafik Kazası )

• DESTEĞİN BÖLÜŞÜK KUSURU ( Tazminat Miktarının Ne Şekilde Hesaplandığının Mahkeme Kararından Anlaşılamadığı )

• DUL EŞİN EVLİLİK DURUMU ( Destenten Yoksun Kalma Tazminatı – Eşin Medeni Durumunun Araştırılması Gerektiği )

6100/m. 176,177/1

818/m. 41,47

DAVA : Davacı N. C. vd. vekili tarafından, davalı M.A. aleyhine 21.10.2004 gününde verilen dilekçeyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.11.2011 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dava, trafik kazası sonucu ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporunda, destek zararının istemden fazla hesaplanması üzerine; davacı, 01.11.2010 tarihli ıslah dilekçesini vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmış ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarına göre bakiye zararını istemiştir. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu sebeple sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Islah. 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. vd. maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan kanunun 177/1 maddesinde de ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Şu durumda, ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamaz. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; yerel mahkemece, ıslahla artırılan bölümün zamanaşımı sebebiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

2- ) Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi ( fonksiyonu ) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum ( tatmin ) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 gün ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel ( objektif ) ölçülere göre uygun ( isabetli ) bir biçimde göstermelidir.

Dava konusu olayda, her ne kadar ölenin çocukları olan O. C. ve R.C. yararına takdir edilen manevi tazminat miktarları makul ise de; ölenin eşi olan davacı N. C. manevi tazminat alacağından, yerinde olmayan gerekçelerle indirim yapılması doğru değildir. Olayın oluşu, kusur durumu, adı geçen davacının ölene olan yakınlık derecesiyle yukarda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Davacı N. C. yararına daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

3- ) Destekten yoksunluk tazminatı hesaplarında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, dul eşin yeniden evlenme ihtimalinin nazara alınması keyfiyetidir. Hesaplama, bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre yapılmakta ise de; evlenme ihtimali belirlemesinde dul eşin hesap tarihi itibariyle evlenip evlenmediği tespit edilebilir bir olgudur. Hükme esas alınan ek raporda, olay tarihinde davacının 30 yaşında olmasına ve 18 yaşından küçük iki çocuğunun bulunmasına göre evlenme ihtimali belirlenmiştir. Ancak 1974 doğumlu olan davacının ek rapor tarihine ( 37 yaşına ) kadar hala evlenmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece davacı eşin nüfus tablosu dosya arasına getirtilerek, medeni hali belirlenmeli ve eğer eş hala evlenmemiş ise rapor tarihindeki yaşına göre evlenme ihtimali bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor alınmalıdır. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.

4- ) Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen 19.10.2011 tarihli ek raporda, davacı çocuklar yararına hesaplanan destek tazminatları, mahkemece kabul edilen miktarlardan açıkça fazladır. Bu hususta kararda gerekçe bulunmadığından, mahkemece belirlenen miktarlara ne şekilde ulaşıldığı tespit edilememiştir. Bilirkişi raporunda desteğin bölüşük kusuru sebebiyle indirim yapılmış olması da gözetildiğinde; hesaplanan miktarlardan herhangi bir indirim yapılmaması gerekirken aksi şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda ( 1-2-3-4 ) numaralı bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Avukatlarımızın Yazısını Oylar mısınız?

Call Now

Scroll to Top
WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat ile görüşmek ister misiniz?