Ölçüsüz Uygulanan Adli Kontrol Tedbiri Ve Tazminat

Güncelleme Tarihi:

kategori:

 ADLİ KONTROL KORUMA TEDBİRİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI

Adli kontrol koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davasında, istemde bulunan kişinin durumunun Ceza Muhakemesi Kanuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemini düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1. maddesi tazminat ödenmesini kabul ettiği tedbir işlemlerini şu şekilde göstermiştir.

Bunlar:
1- Yakalama
2- Tutuklama
3- Arama
4- El koyma
5- Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmama,
6- Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmama

Kanundaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, adli kontrol, koruma tedbiri için tazminat ödenmesi kabul edilmemiştir; ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi, haksız adli kontrol tedbiri uygulanan kişilerin devletten tazminat isteyeceğini kabul etmiştir.

Adli kontrol tedbiri de uygulamada genel olarak sıkça başvurulan bu tedbirlerden bir tanesidir.
Tutuklama koruma tedbirine alternatif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kurumu ile, kişi özgürlüğünün en az şekilde sınırlandırılması yoluyla tutuklamanın sonuçlarına ulaşılması amaçlanmıştır.
Adli kontrolün amacı tutuklama koruma tedbirinde de genel olarak öngörülen, şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını veya delilleri karartmasını önlemektir.
Tanık ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine engel olmayı ve yargılamanın sağlıklı şekilde yapılmasını sağlamaktır.


Tutuklama koruma tedbiri yönünden, başvurulan bu tedbirin ne kadar süreceği konusunda yasada azami bir kısım süreler belirlenmesine karşın, kanunda adli kontrol tedbirinin uygulanması açısından her ne kadar bir üst sınır belirtilmemiş ise de, bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbiri de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılması gerektiği kuşkusuzdur.

Burada amaç, kural olarak kişi hürriyetini tam manasıyla sınırlandırmamak suretiyle veya daha geniş bir ifade ile kişinin belirlenen yükümlere uymak kaydıyla toplumsal ve bireysel yaşamını olağan şekilde sürdürmesine olanak sağlanmasıdır. Tazminat isteminde bulunan hakkında uzun süre uygulanan adli kontrol tedbiri açısından tutuklama ile serbest bırakma arasında düşünülen ve serbest bırakmanın oluşturabileceği zararları gidermek için uygulanmaktadır.

Ancak adli kontrolün bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünün sınırlandırıldığı, bu sınırlama ile kişi özgürlüğünün kısıtlanması olan tutuklama ile arasında bir derece ve yoğunluk farkı olduğu, davacıya uygulanan tedbirin seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı durumlarda davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, oranlılık ilkesinin ihlal edildiği ve kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı hallerde uygulanan tedbir haksız olacaktır.

Bu durumdan mağdur olan kişiler, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul oranda maddi ve manevi tazminat talep edebilirler. Uzun süre boyunca haksız adli kontrol tedbiri uygulanan kişiler, devlete karşı maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabilirler.

gaziantep işçi avukatı ve boşanma avukatı

Adli Kontrol Nedir?

Bir ceza yargılamasında, soruşturma veya kovuşturma aşamasında, şüpheli veya sanık için tutuklama nedenlerinin mevcut olması ancak tutuklama kararının ölçüsüz olması halinde o kişi hakkında uygulanan tedbire adli kontrol denir. Kişi bu şekilde ‘adli kontrol şartıyla’ serbest kalmış olur.

Tutuklama kararı oldukça ağır bir tedbirdir. Buna alternatif olarak daha hafif bir yol olarak adli kontrol hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre bu karar ile de kişinin bir takım Anayasal hakları engellenmiş olur ancak bunlar kişinin tutuklanması kadar ağır değildir.

Ayrıca tutukluluk süresi dolan veya hakkında verilen tutuklama kararı kaldırılan kişiler hakkında da adli kontrol uygulanabilir.

Bu tedbire ilişkin kurallar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 109 ve devamında yer almakla birlikte aynı kanun içerisinde dağınık olarak farklı yerlerde de düzenlenmiştir.

Ayrıca yine konunun ayrıntılarına ilişkin olarak ‘Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’ madde 17 ve devamı hükümler de önem taşır.

Adli kontrol tedbirlerinin neler olduğuna ve özelliklerine geçmeden önce şartlarına değinmekte yarar görüyoruz.

Adli Kontrol Şartları

Adli kontrol şartlarını şekli şartlar ve maddi şartlar olmak üzere iki grup altında incelememiz mümkündür. Bunu bir tablo ile izah edecek olursak:

Maddi Koşullar

Tutuklama koşulları ile aynıdır. Şu hallerde tutuklama / adli kontrol için yeterli nedenin oluştuğu kabul edilir:
Kişinin somut kaçma şüphesi olması,

Mağdur – müştekileri zorlama ihtimalinin olması,

Delil karartma ihtimalinin olması.

Şekli Koşullar

Görev ve yetkiye ilişkindir:
Adli kontrol kararını sulh ceza hakimi veya ceza mahkemesi verebilir.

Soruşturma aşamasında sulh ceza hakiminin bu kararı verebilmesi için C. savcısının talep etmesi zorunludur.

Adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi için tutuklama nedenlerinin var olması gerekir dedik. Yani tutuklama nedeni yoksa adli kontrole karar verilemez. İkisi arasındaki temel ayrım nedir peki? Hakim hangisine göre karar verecek? Burada ölçülülük gözetilir ve ona göre tutuklama veya adli kontrol kararı verilir.

Tutuklama ilişkin önemli ayrıntılara burada değinmiyoruz. Bu konudaki önemli ayrıntılar için “tutuklama şartları ve tutuklamaya itiraz” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Ayrıca bazı suçlar katalog olarak sayılmıştır ki o suçlarda tutuklama nedeni var kabul edilir. Buna ilişkin olarak “katalog suçlar” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz. Eğer bir suç hakkında tutuklama yasağı varsa bu durum adli kontrol kararı verilmesine engel değildir.

ÖZET : Ölçüsüz uygulanan adli kontrol tedbirinden kaynaklı CMK 109.göre maddi ve manevi tazminat talep edilebileceği..3 yıl 6 ay 18 gün süre ile her gün 18:00 – 22:00 saatleri arasında karakola başvurarak imza atmak suretiyle uygulanan adli kontrol tedbirinden (CMK’nın 109.) dolayı beraat eden sanığın maddi ve manevi olarak zarar gördüğü , adli kontrol kararının yasadaki amacını aşmış olduğu, davacı yararına (hak ve nasafet ilkelerine uygun) makul oranda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği…hakkında, Yargıtay 12. Ceza Dairesi ’nin 16.02.2015 tarihli kararı…

Yargıtay

12. Ceza Dairesi 

Esas : 2014/13444

Karar : 2015/2705

Karar Tarihi : 16.02.2015

“İçtihat Metni”
Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;


Davacı vekili 25.07.2013 tarihli dilekçe ile, müvekkili hakkında soruşturma aşamasında başlayıp beraat kararının verildiği tarihe kadar 3 yıl 6 ay 18 gün süreyle her gün 18:00 – 22:00 saatleri arasında karakola başvurarak imza atmak suretiyle adli kontrol kararı verildiğini, adli kontrol kararının yasadaki amacını aşmış, tutuklama tedbirinden farkının kalmadığını, kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasının oranlılık ilkesine uygun olmadığını Anayasanın 19. maddesine aykırı davranılması sebebiyle 10.000 lira maddi, 40.000 lira manevi olmak üzere toplam 50.000 lira tazminatın işleyecek faiziyle birlikte davalı hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.


Davacı hakkında …
1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.05.2009 tarihli kararı ile “şüphelinin üzerine atılı suçların niteliği, kanıtların henüz toplanmamış oluşu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması dikkate alınarak CMK’nın 109. maddesi gereğince adli kontrol altına alınmasına, adli kontrol süresince şüphelinin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığının coğrafi sınırlarını terk etmediğini belgelendirmek amacıyla yerleşim yerine en yakın semt karakoluna 26.05.2009 tarihinden itibaren her gün 18:00 – 22:00 saatleri arasında başvurarak adresinde bulunduğunu doğrulamasına ve imzasının alınmasına” karar verilmiş ve bu tedbir kararı 14.12.2012 tarihinde kaldırılmıştır.
Tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında davacı hakkında yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından verilen beraat hükmü 04.07.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu bilgiler ışığında adli kontrol koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davasında, davacının durumunun Ceza Muhakemesi Kanuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemini düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1. maddesi tazminat ödenmesini kabul ettiği tedbir işlemlerini şu şekilde göstermiştir.


Bunlar:
1- Yakalama
2- Tutuklama
3- Arama
4- El koyma
5- Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmama,
6- Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmama,


Fıkradaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, adli kontrol, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme gibi koruma tedbirleri için tazminat ödenmesi kabul edilmemiştir.
Bununla beraber, somut olayda hakkında 3 yıl 6 ay 18 gün süre ile uygulanan adli kontrol tedbirinden dolayı davacının (sanığın) maddi ve manevi olarak zarar gördüğü ve görmesi hayatın olağan akışına göre, tartışmasız ve aşikardır.


Genel olarak tutuklama sanığın yargılamada hazır bulunmasını, maddi gerçeğin araştırılmasını temin etmek veya yargılama neticesinde verilecek cezanın infazını sağlamak amacıyla başvurulan bir koruma tedbirdir. Bazı durumlarda tutuklama koruma tedbiri ile ulaşılabilecek sonuçlara daha hafif tedbirler yoluyla da ulaşılmak mümkündür. Adli kontrol tedbiri de uygulamada genel olarak sıkça başvurulan bu tedbirlerden bir tanesidir. 5271 sayılı CMK’nın 109 ve devamı maddelerinde tutuklama tedbirinin oranlılık (ölçülülük) kriteri çerçevesinde (CMK’nın 101/1. vd) uygulamasını sağlamak amacıyla tutuklama koruma tedbirine alternatif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kurumu ile, kişi özgürlüğünün en az şekilde sınırlandırılması yoluyla tutuklamanın sonuçlarına ulaşılması amaçlanmıştır.


Kısaca, adli kontrolün amacı tutuklama koruma tedbirinde de genel olarak öngörülen, şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını veya delilleri karartmasını önlemek, tanık ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine engel olmak ve yargılamanın sağlıklı şekilde yapılmasını sağlamaktır.


Tutuklama koruma tedbiri yönünden, başvurulan bu tedbirin ne kadar süreceği konusunda yasada azami bir kısım süreler belirlenmesine karşın, kanunda adli kontrol tedbirinin uygulanması açısından her ne kadar bir üst sınır belirtilmemiş ise de, bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbiri de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılması gerektiği kuşkusuzdur.
Zira burada amaç, kural olarak kişi hürriyetini tam manasıyla sınırlandırmamak suretiyle veya daha geniş bir ifade ile kişinin belirlenen yükümlere uymak kaydıyla toplumsal ve bireysel yaşamını olağan şekilde sürdürmesine olanak sağlanmasıdır.


Bu kapsamda tazminat talebine konu edilen dava konusu somut olayda, davacı hakkında uygulanan adli kontrolün Anayasanın 13. maddesinde öngörülen temel hakların sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.


Ölçülülük ilkesi, genel bir ilke olup, adli kontrol tedbiri kapsamında yer alan yükümler açısından da geçerli olan bir ilkedir. Adli kontrol kararının verildiği hallerde, tutuklama kararının niteliğine ve somut olayın koşullarına göre; şüpheli veya sanık, birey hak ve özgürlüklerine en az müdahaleyi gerektiren yükümlere ve soruşturma ve kovuşturma konusu suçun niteliğine uygun düşen tedbirlere tabi kılınmalıdır.
Kısaca ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklere müdahale söz konusu olduğunda sınırlamada başvurulan aracın, amacı gerçekleştirmeye yetecek ölçüde olmasını gerektirir.


Tüm açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle oluştuğu anlaşılan zararın CMK‘nın 141/1. maddesi kapsamında açıkça lafzi olarak belirtilmediği, ancak 18.06.2014 tarih ve 6546 sayılı kanunun 70. maddesiyle CMK’nın 141. maddesine eklenen 3. fıkradaki “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat
davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir”

şeklindeki düzenleme nazara alındığında, davacı (sanık) hakkında uzun süre uygulanan adli kontrol tedbiri açısından tutuklama ile serbest bırakma arasında düşünülen ve serbest bırakmanın oluşturabileceği zararları gidermek için uygulanan adli kontrolün bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünün sınırlandırıldığı, bu sınırlama ile kişi özgürlüğünün kısıtlanması olan tutuklama ile arasında bir derece ve yoğunluk farkı olduğu, davacıya uygulanan tedbirin seyehat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, oranlılık ilkesinin ihlal edildiği ve kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı, zira aşamalarda ilgili tedbire yönelik olarak adli kontrol kararının kaldırılmasına ilişkin itirazlarda bulunulmasına karşın, hakim veya mahkemece oranlılık ilkesi bağlamında adli kontrol tedbiri uygulamasına devam edilip edilemeyeceği adli kontrol tedbiri ile öngörülen yükümlülüklerden sonuç alınıp alınmadığı tedbirin değiştirilip değiştirilmeyeceği veya daha hafif bir tedbirin uygulanması yoluyla amaçlanan hedefin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya geçici olarak adli kontrol tedbirinden muafiyet konusunda etkin (veya etkili) bir değerlendirmenin yapılamadığı ve uygulanan tedbirin ölçüsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında, davacı hakkında ilk kararın verildiği 15.04.2010 tarihinden sonra uygulanmaya devam edilen adli kontrol tedbiri nedeniyle davacı yararına (hak ve nasafet ilkelerine uygun) makul oranda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,


Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK‘un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın