Mal Ayrılığı Ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimlerinde Katkı ve Katılım Alacağı Hesabı

MAL AYRILIĞI VE EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMLERİNDE, KATKI VE KATILIM ALACAĞI HESABI

Av. Ahmet UĞUR

Gerek 731 sayılı (Türk Kanunu Medenisi) TKM dönemindeki Mal Ayrılığı rejiminde evlilik süresince elde edilen mallarda diğer eşin katkı alacağı, gerekse 4731 sayılı TMK döneminde evlilik süresince elde edilen mallarda katkı ve katılım alacağı konusu halen anlaşılması ve çözümü çeşitli güçlükler arz etmektedir. Tek tek problem çözümü yerine konunun esasının anlaşılması daha yerinde olacaktır. Zira bir problemin çözümünü anlamak benzer problemlerin çözümünü sağlayacak, ancak konunun esaslarının anlaşılması ise değişik binlerce problemin çözümünde etkili

olacaktır. 01. 01. 2002 evlilik süresince elde edilen mallarda katkı ve katılım alacağı hesabında bir milat tarihidir. Zira, başka bir seçim yapılmadıkça yasal rejim olarak,Mal Ayrılığı rejimi – 01. 01. 2002 -. Edinilmiş Mallara Katılma rejimidir. 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne göre Mal ayrılığı Rejimi,Mal ayrılığında, eşlerden her biri, kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve malların idaresi kendisine aittir. (TMKm. 186/1) eşlerden her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları yine kendilerine aittir (TKM m. 189). Evin intihabı, karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi kocaya aittir (TK m. 152). eve kadın bakar ve ev işlerini yapması yasal görevidir (TKM m. 153).

ali tumbas banner makale avukat 4 1

Eşlerden birinin edindiği mala diğer eş katkı yapmış ise, sağladığı bu katkı karşılığını isteyebileceğine ilişkin bir hüküm TKM de bulunmamakla birlikte 1953 / 8E ve 1953 / 7 K nolu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, HGK 01. 02. 1985 tarih ve E. 2/176 K. 57 ve diğer Yargıtay içtihatları ile katkı sağlayan eşin diğerinden katkı alacağını tazminat olarak talep edebileceği kabul edilmiş ve uygulana gelmektedir. 1 İstanbul Barosu Avukatlarından Mal Ayrılığı Ve Edinilmiş Mallara Katılma …

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre Edinilmiş mallara Katılma Rejimi, 4721 sayılı TMK m. 218-241. Maddeleri ile düzenlenmiştir. 01.01.2002 tarihinden itibaren geçerlidir, önceki yılları kapsamaz. 01.01.2002  yılından sonra yapılan evliliklerde, TMK’nın da sayılı diğer mal rejimlerinden herhangi biri seçilmemiş ise Edinilmiş Mallara Katılma zımnen kabul edilmiş sayılarak resen uygulanacaktır. 01.01.2002 tarihinden önceki evliliklerde de 01.01.2002 tarihinden itibaren TMK’nın da sayılı diğer mal rejimlerinden herhangi biri seçilmemiş ise yine Edinilmiş Mallara Katılma zımnen kabul edilmiş sayılarak resen uygulanacak, Mal ayrılığı rejimi son bulmuş olacaktır. Sistemde iki çeşit mal tanımlanmıştır,

a ) Kişisel mal- Evlilik öncesi mallar ile bağış ve miras yolu ile kazanılmış mallardır. Yine tamamen kişisel mallar ile edinilen değerler, kişisel kullanıma yarayan eşyalar, manevi tazminat alacakları da kişisel maldır.

b) Edinilmiş mal- Eşlerin evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe ( boşanma gerçekleşmiş olmak kaydı ile ) veya eşlerden birinin ölüm tarihine kadar, emek, çalışma karşılığı elde edilen mallardır. Bu kapsamda, kişisel malların gelirleri, emekli ikramiyelerinin ve çalışma gücü kaybı nedeni ile ödenen maddi tazminatın evlilik süresine orantılı kısmı da edinilmiş mal sayılmaktadır. TMK 222/3 bendi ile evlilik esnasında alınan tüm malların karine olarak edinilmiş mal sayılacağı saptanmış olup, belirli bir malın kişisel malı olduğunu iddia eden bunu somut olarak ispatlamak mecburiyetindedir. Bu sistemde katkı ve katılma alacağı konuları 4721 sayılı TMK m. 218-241. maddeleri ile ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.  “Yönetim, yararlanma ve tasarruf “ kenar başlıklı TMK m. 223 de “her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bundan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir “ denilmektedir. O halde eşler müşterek mülkiyet dışında anılan mallar üzerinde tek başına, diğerinin rızasını almaksızın (aile konutu dışında) yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir.

KATKI ALACAĞI

ali tumbas banner makale avukat 1

a) 01.01.2002 öncesi Mal ayrılığı döneminde yukarıda arz edildiği üzere 743 Sayılı Medeni Kanunumuzda katkı alacağı adı altında bir düzenleme mevcut değildi. Ancak öğreti ve bilhassa 1953 / 8E ve 1953 / 7 K nolu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı ve diğer içtihatlar ile “ Bir eşin diğerinin mal edinmesine yaptığı ve karşılığını alamadığı katkı 

nedeni ile evlilik bitiminde kendisinin veya mirasçılarının talep edebileceği Borçlar Hukukuna dayanan bir alacak hakkı ‘olarak kabul edilmiştir.

b) 01.01.2002 sonrası Edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde 4721 sayılı Medeni Kanunumuz 227. Maddesi ile düzenleme getirilerek “ Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç yada uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa,tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur “ denilmiş, katkı alacağı değer artış alacağı olarak isimlendirilmiştir. 

Hesabı: Katkı alacağının hesaplanabilmesi için, davalının malı edinme tarihi itibari ile yapılan kanıta dayalı katkı miktarı, katkı tarihi itibari ile malın değerine oranlanarak katkı nispeti bulunur, Eğer mal 01.01.2002

tarihinden önce edilmiş ise Yargıtay uygulamaları gereği boşanma dava veya ölüm tarihindeki keşif değeri, katkı nispeti ile çarpılarak dava tarihinden veya ölüm tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline,  Eğer mal 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş ise 4721 sayılı Medeni Kanunumuzdaki düzenleme gereği karar tarihine en yakın keşif değeri, katkı nispeti ile çarpılarak karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilecektir. 

Örneğin- A eşi B nin edindiği bir gayrimenkule 30.000 TL kişisel malından veya kazancından katkıda bulunmuş ve karşılığını alamamış ise boşanma halinde kendisi, ölüm halinde miraşçıları katkı alacağı talep edebilecek, katkı miktarı 30.000 TL, katkı tarihinde gayrimenkulün katkı ile birlikte oluşturduğu değeri örneğin 100.000 TL na oranlanacak bulunan 30.000 / 100.000 oranı ( sadeleştirirsek 3/10 ), eğer mal 01.01.2002 tarihinden önce edinilmiş ise dava tarihindeki değeri örneğin 450.000 ile çarpılarak (450.000 x 3/10 = 150.000) bulunan 150.000 TL dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak A veya mirasçılarınaödenmesine karar verilecektir.

Eğer mal 01. 01. 2002 tarihinden sonra edinilmiş ise karara en yakın keşif tarihindeki değeri örneğin 600.000 TL katkı nispeti 3/10 ile çarpılıp (600.000 x 3/10 = 200. 000 TL) bulunan 200.000 TL karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak A veya mirasçılarına ödenmesine karar verilecektir. Malın iyileştirilmesine (Örneğin A, eşi B nin mülkiyetindeki evin tüm pencerelerinin pimapen yapılması için kişisel malvarlığından 5.000 TL harcamıştır) veya korunmasına ( Örneğin A, eşi B nin mülkiyetindeki evin tapu kaydına konan 10.000 TL haciz veya ipoteği ödemiştir) yönelik katkılarda da katkı payının hesabında yaıpılan katkı miktarı, katkının yapıldığı tarihteki katkılı gayrimenkulün değerine oranlanacak diğer uygulama yukarıda açıklandığı gibi yapılacaktır.

Genel Gaziantep Avukat Ali Tumbas 44 1

Burada önemli olan yapılan katkının bağış veya ödünç olarak yapılmayıp, yapılan katkının karşılığından vazgeçmemekle birlikte, evlilik sürecinde hep birlikte bir şeye sahip olma, sahiplenilen malın iyileştirilmesi ve korunmasını sağlama amaca ile yapılması olmasıdır. Açıklanması gereken önemli konulardan biri de Gerek Yargıtay İçtihatları ve gerekse 4721 sayılı Medeni Kanun hükümlerinden ve işin niteliğinden anlaşılacağı üzere katkı karşılığı istemin sadece bir para alacağı olmasıdır.

Hiçbir zaman yapılan katkı oranı nispetinde kazanılan edinimden, örneğin gayrimenkulden ayni bir pay, hisse istenemez.Bazı özellikli hesaplamalar

a) Eşlerden biri adına kayıtlı mal eşlerin katkıları ile alınmış ise Yargıtay içtihatları ile (örneğin 2.Hukuk Dairesi 2007/5907 E.2008/996K) edinilen mal tarafların çalışma karşılığı birikimleri ile alınmış ise, evlilik başlangıcından malın alım tarihine kadar ki maaş ve kazançlarınıtespit etmek, TKM 152. Maddesi uyarınca evin bakım yükümlülüğünün kocaya ait oluşu, tarafların kişisel harcamaları da dikkate alınıp mahsup

edilmek suretiyle net kazanç katkıları toplanıp, davacı katkısı ile oranlanarak katkı oranı bulunacak, yukarıda hesap bölümünde arz ettiğim dava tarihi veya karara yakın keşif tarihinde belirlenen değer ile çarpılıp katkı alacağı hesaplanacaktır. Tabii alımda eşlerin ayrıca lehlerine bağış veya kişisel mal katkıları veya alınan malın halen borçları varsa bunlada hesaplanıp belirlenen değerden mahsup edilecektir.

Eğer eşlerden biri ev hanımı ise, Yargıtay ve yazarların görüşüne göre, çalışmayan ve herhangi bir kazancı ve geliri bulunmayan kadının ev işlerinde harcadığı emeği katkı sayılamaz ve katkı alacağı isteyemez görüşüne katılmak mümkün değildir. Çalışmayan kadının ev işleri dışında eşine sağladığı mutluluk ve huzurun eşinin çalışmasında müspet yönde katkıları inkar edilemez.

Is Hukuku Gaziantep Avukat Ali Tumbas 7 1

Aynı yastığa kederde kıvançta baş koymuşlardır. Ayrıca çalışması bile eşinin iznine bağlı (TKM m. 159) olan kadını bu kadar mağdur etmek doğru değildir. Kanımca hakkaniyet gereği hele edinilen oturulan ev ise evlilik süresi de dikkate alınarak eşit katkı sağladığı veya en azından asgari ücret oranında olmak üzere somut olay bağlamın da katkı payı verilmelidir. 

b) Katkıda bulunulan mal ile ilgili borçlar- Katkı alacaklısını ilgilendirmediği kanaatindeyim. O yaptığı katkı oranında, hesabı bölümünde  arz ettiğim katkıda bulunulan malın keşif tarihindeki rayiç değeri üzeninden katkı nispeti üzerinden alacağını alacaktır. Tabii ki diğer eşin söz konusu katkıdan sonra mala yaptığı ilave katkılar var ise bunlar aynı usulle hesaplanıp rayiç değerden düşülecektir.

c) Eğer bir alacağın edinilmesine katkıda bulunulmuş, alacağın tamamı henüz ödenmemiş ise katkı nispeti oranınca bakiye alacağın katkıda bulunana temlikine karar verilmelidir. Zira bakiye alacağın ödenip ödenmeyeceği belirsizdir.

d) Eşler dışında 3. kişiler tarafından yapılan katkının, eşlerden biri adına yapıldığı açıkça kanıtlanabiliyorsa lehine katkı yapılan eş katkı alacağı talep edebilir.

e) Bir eş diğerine bağış veya satış olarak bir malın mülkiyetini nakletmiş ise, katkı payı talep edilemez. Şartları varsa Borçlar Kanunu bağış ve satış’a ilişkin hükümlerden istifade edilebilir.

f) Katkıda bulunulan mal, malik eş tarafından davadan önce 3. Bir kişiye satılmış veya satılıp başka bir mal alınmışsa, bu konuda eski 743 Sayılı Kanun‘da hüküm bulunmamakta,4721 Sayılı Medeni Kanunu’muz 227 f II maddesinde ‘Hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler‘ hükmüne istinaden İsviçre Medeni Kanunu’nun 206.Maddesine paralel olarak, gerek öğreti ve gerek Yargıtay, katkı alacağının elden çıkarma anına göre belirlenmesi ve derhal muaccel olması yani elden çıkarma tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi şeklindedir. Kanımca elden çıkarma tarihinden itibaren faiz yerine alacak miktarı dava tarihine veya karara yakın bilirkişi hesap tarihine kadar, mal gayri menkul ise yeniden değerleme oranları, menkul mal ise TÜFE oranları ile güncellenerek ortaya çıkan meblağın, dava tarihinden veya karar tarihinden itibaren davalıdan yasal faizi ile birlikte alınmasına karar verilmesidir.

g) Katkıda bulunulan mal bilirkişi değer tespit tarihinde, edinmetarihine göre değer kaybetmiş ise, ödenecek meblağ hiçbir şekilde katkı miktarından aşağı olmayacaktır. Borçlar Kanunu prensiplerine göre değer kaybının sorumluluğu katkı yapana yüklenemez.

gaziantep avukatları

h) Zina ve cana kast katkı alacağını etkiler mi ? Katkı payı esasen Borçlar Hukuku alanında verilen şeyin karşılığı olduğundan katkı payı alacağını etkilemez.

i) Rejim geçiş süreçlerinde durum :

Evlilik ve mal edinim, 01.01.2002 tarihinden önce ise, mal ayrılığı rejimi olduğundan eşlerin edindiği her mal onun kişisel malıdır. Eğer, bir eş diğerinin bu kişisel malına katkı yapmış ise kanıtlamak sureti ile katkı payı alacağı talep edebilir. 

Evlilik 01. 01. 2002 tarihinden önce, mal edinim 01.01.2002 tarihinden sonra ise, edinim tarihinde katılma rejimi var olduğundan edinilen mal karine olarak katılıma tabidir, davalı ediniminin ya 01.01.2002 tarihinden önceki kazanç ve mallarından sağlandığını veya miras veya bağış olarak edindiğini ispat edecektir. Eğer, davacı eş de 01.01.2002 öncesi kazançlarından veya 01.01.2002 sonrası kişisel mallarından bir miktar katkıda bulunmuş ise katkı alacağı talep edebilecektir.

Eğer edinime bir miktar da olsa 01.01.2002 tarihinden sonraki katılıma tabi kazançlar da karışmış ise denkleştirme yolu ile bu katılım payı malın bilirkişice hesaplanan rayiç değerinden mahsup edilecektir.

Evlilik ve edinim 01.01.2002 tarihinden sonra ise, edinilen mal karine olarak katılıma tabii olduğundan, mal üzerine kayıtlı eş, yine aksini yani malın kendi kişisel malları veya miras, bağışlama yolu ile edindiğini ispat edecek. Diğer eş kişisel mallarından bir miktar katkıda bulunmuş ise katkı alacağı talep edebilecek, katılıma tabii kazançlar eklenmişse denkleştirme yolu ile malın bilirkişice hesaplanan rayiç değerinden mahsup edilecektir.

Katkı oranı, her zaman katkı miktarının, katkı tarihinde edinimin katkı ile birlikte kazandığı değere oranına göre bulunacak. Bu oran, edinim 01.01.2002 tarihinden önce edinilmiş ise dava tarihindeki değeri ile çar-

pılarak bulunan katkı alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilecek, edinim 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş ise karara yakın keşif tarihindeki değeri ile çarpılarak bulunan katkı alacağının karar tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilecektir.

Eşlerden birinin ölümü halinde sağ kalan eş diğer mirasçılara karşı ölenin terekesinde bulunan mallar hakkında katkı davası açabileceği gibi, diğer mirasçılarda ölen eşin katkılarından dolayı sağ kalan eşe katkı alacağı davası açarak katkının terekeye dahil edilmesini isteyebilecektir.

ceza avukatı gaziantep boşanma avukatı

KATILMA ALACAĞI

Yukarıda 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre Edinilmiş mallara Katılma Rejimi başlıklı açıklamalarımıza devam ile katılma alacağı 01.01.2002 yılından sonraki evliliklerde, evlilik tarihinden boşanma dava

tarihi veya ölüm tarihine kadar ki süreçte eşler tarafından emek karşılında edinilen malların tasfiye tarihi yani karara en yakın tarihli bilirkişi raporunda belirtilen değerinden iddia ve kanıtlanmak kaydı ile varsa katkılar ve borçlar çıkarıldıktan, TMK m. 229 daki eklenecek değerler ilave edildikten sonra net değerin yarısı ( 1⁄2 ) nispetinde diğer eşe tanınan bir alacak hakkıdır.

Hesabı :

Mal Ayrılığı – 01. 01. 2002 – Edinilmiş Mallara Katılma ,Katılma alacağı istenemez I Katılma alacağı istenebilir

a) Prensip olarak – TMK m. 222 uyarınca evlilik süresi içerisinde alınan bir mal karine olarak edinilmiş mal sayılacağından diğer eş, malın mülkiyetini elinde bulunduran eşten o malın karara en yakın tarihli bilirkişi raporuna göre belirlenen değerin 1⁄2 sinin kendisine katılım alacağı olarak ödenmesini isteyebilecek ve Mahkemece de bu alacağın karar tarihinden itibaren kendisine ödenmesine karar verecektir.

b) Eğer söz konusu mal hakkında mülkiyeti elinde bulunduran eş, bunun kişisel bir mal olduğu iddiasında ise, bu malın evlilik öncesi kişisel varlığından ya da bağış veya miras yolu ile veya tamamen kişisel mallarının dönüşümü ile elde edildiğini kanıtlaması halinde katılım alacağı iddiası reddedilecektir.

c) Eğer söz konusu mal hakkında bir eş veya ikisi de, bu mala TMK 227 kapsamında katkılarının bulunduğunu iddia ediyorlar ise bunu somut olarak ispatlamaları halinde ayrı ayrı hesaplanan katkı tutarları malın bilirkişice tespit edilen değerinden mahsup edilerek bakiyenin 1 / 2 nispetinde katılım alacağının karar tarihinden itibaren eşlere ödenmesine karar verilecektir.

d) Eğer söz konusu mal hakkında mülkiyeti elinde bulunduran eş, mülkiyetindeki malın halen banka kredisi vb. borcu olduğu iddiasında ise, kanıtlanmak suretiyle dava veya ölüm tarihi itibari ile bu borçlar tenzil edilecektir.

f) Denkleştirme- TMK m. 230 a göre, Eğer rejim süresince bazı kişisel mallara katılıma tabi mallardan veya bazı edinilmiş mallara kişisel mallardan kısmen ve tamamen katkıda bulunulmuş ise, katkı sistemi hesaplama yöntemine göre hesaplanacak meblağlar kişisel mal sahibinden alınarak edinilmiş mal yekununa ilave edilecek, diğer halde katkı alacağı miktarı katılım hesap tutarından çıkarılarak kişisel malından harcama yapan eş alacağına ilave edilecektir.

g) Eğer eşlerden biri mülkiyetindeki katılıma tabi bir malı satmış ise, TMK m. 230 son cümle hakkaniyete göre tespit ve değerlendir yapılmasını önermiş olmakla bu değerlendirmenin, kanaatimce malın satış tarihindeki rayiç fiyatına, karara en yakın bilirkişi rapor tarihine kadar, mal gayrimenkul ise her sene için yeniden değerleme oranınca, menkul ise, TÜFE ne oranına göre yansıtma yapılarak yarı tutarın satan eş tarafından diğer eşe ödenmesine karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte karar verilmelidir. Ancak satan eşin bu satış bedelinin yine evlilik birliği giderlerine harcandığı veya katılım konusu yeni bir mal edinildiğini iddia ve ispat hakkı vardır.

boşanma ve ceza avukatı gaziantep

h) Eğer eşlerden biri mülkiyetindeki şahsi veya katılıma tabi bir malı diğer eşe satmış ise, tapu senedi resmi bir belge olup, senette satış bedelinin tahsil edildiği belirtildiğine göre bu satış, katkı veya katılım alacağına konu olmayacaktır.

Satış gösterilmiş ise bu işlemin esasen bağış olduğu da ileri sürülemeyecektir. Ancak bu karinelere karşın eşlerin çeşitli amaçlar ile bu işlemleri yapabileceği, somut olayda tarafların sosyal ve ekonomik durumu, reel para trafiği, kaynağı evliliğin süresi vb. konular incelenerek bir sonuca varılması kanaatindeyim.

i) Eğer bir edinilmiş alacak, tasfiye tarihinde henüz tamamen tahsil edilmemişse, bakiye alacağın yarısı nispetindeki miktarının diğer eşe temlikine karar verilmelidir. Zira bakiye alacağın ödenip ödenmeyeceği belirsizdir.

j) TMK’nın 229. Maddesi uyarınca, eşlerden biri mal rejiminin sona ermesinden bir yıl içerisinde 3. kişilere karşılıksız kazandırmalarda bulunmuş, veya diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla 3. kişilere devirlerde bulunmuş ise bu tasarruf konusu değerler katılım alacağı mevcuduna eklenir, yarısı diğer eşe katılım alacağı olarak verilir. Borçlu eşin malvarlığı ve terekesi, bu konudaki katılma alacağını karşılamadığı takdirde alacaklı eş veya mirasçıları haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçinceye kadar, karşılıksız kazandırmadan yararlanan kişilerden eksik kalan meblağı talep edebilirler (TMK m. 241).

k) Kişisel malların gelirleri- 4721 sayılı TMK‘nın 220. Maddesinde kişisel mallar sayılmış, 291. Maddesinin 4. Fıkrasında da “kişisel malların gelirleri“ nin edinilmiş mal sayıldığı hükme bağlanmıştır. Peki nedir bu kişisel malların gelirleri? kişisel mal bir gayri menkul ise gayrimenkulün kira gelirleri, şirket ise yıllık kar payları olduğunu söylemek yasanın amacına uygun düşmez.

Bu gelirler genellikle aile birliği içerisinde günlük harcama konusu da olmuştur, geriye bir şey kalmamıştır. Asıl yasanın amaçladığı; Gayrimenkul ise, evlilik tarihinde veya evlilik içi kişisel edinim tarihinde bunun rayiç kıymeti ile tasfiye tarihindeki ( karara en yakın bilirkişi hesap ) rayiç kıymet arasındaki farkın gayrimenkulün yeniden değerleme artış miktarlarından mahsubu ile bakiyenin 1⁄2 si üzerinde diğer eşe tanınan alacak hakkı olmalıdır.

Şirket ise, evlilik tarihinde veya evlilik içi kişisel edinim tarihinde şirketin aktif- pasif (mevcut ve alacaklar borçlar) bilançosunun çıkarılarak varlığının eşin hissesine oranlaması ile bulunan değer, tasfiye tarihi (ka-

rara en yakın bilirkişi hesap) tarihi itibari ile şirketin aktif- pasif (mevcut ve alacaklar-borçlar) bilançosunun çıkarılarak varlığının eşin hissesine oranlaması ile bulunan değerinden çıkarılarak kalan meblağ, başlangıçtan hesap tarihine enflasyondan arındırılarak (mahsup edilerek) bakiye üzerinde diğer eşe 1⁄2 oranında alacak hakkı tanınması olmalıdır. Zira, bu miktar da diğer eşin şirketteki çalışması karşılığı oluşmuş bir meblağdır. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05. 07. 2011 tarih, 2011/2285 3963 sayılı kararı görüşümüzü destekler niteliktedir.

l) Eşler Noterde yapacakları sözleşme ile, katılım sisteminde yasanınizin verdiği, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler, aynı şekilde kişisel mallarının gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler (TMK m. 221. Ayrıca artık değere katılma payının 1/2 yerine başka bir oranda dağıtılmasını öngörebilirler (TMK m. 237). Bu durumda katılma payı hesaplanırken bu sözleşme hükümleri geçerli olacaktır.

Genel Gaziantep Avukat Ali Tumbas 30 1

ı) Karşılıklı alacakların takası- 4721 sayılı TMK 236 f. 1 çerçevesinde katılım payının hesabında def’i yolu ile ileri sürülen katkı payı alacakları harca tabii olmaksızın resen takasa tabi tutulur.

m) Zina ve cana kast katılım alacağını etkiler mi ? 4721 sayılı TMK’nın 236 f. II bu nedene dayalı boşanma talebinin sübutu halinde kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına ve kaldırılmasına karar verebilir ‘ hükmünü amirdir.

n) Borçluya ödeme için vade tanınması- 4721 sayılı TMK’nın 239.Maddesine göre katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Tabii alacaklı eşin faiz ve teminat isteme hakları saklıdır.

o) Taraflara nişan, düğün vb. günlerde takılan ziynet eşyaları kişisel maldır. Diğer eş bunu elde etmiş ise ondan mülkiyet hakkına istinaden Eşya Hukuku prensiplerine göre iadesi veya tazmini istenebilir. Diğer zati eşya ve ev eşyalarının durumu da aynıdır.

Eğer bunlar bir edinime katkı olarak verilmiş ise katkı alacağı konusu olabilirler. Tabii ki somut olarak ispatlanmak kaydı ile. Diğer taraftan eşler birbirlerinden Borçlar Hukuku alanında yaptıkları sözleşme ile borçlu ve alacaklı olabilirler. Eşler arası bu sözleşmelerden doğan alacak ve borçların yerine getirilmesi evlilik sürecinde bile talep ve dava konusu olabilir. Bu alacak ve borçlar katılım sistemi hükümleri dışındadır.

ö) Gerek katkı, gerek katılım payı alacağı iddialarında sorunu çözmek için, İddia konusu her mal için ayrı ayrı, yukarıdaki tarih çizgimizde olduğu gibi, tarihsel akışa göre, 01.01.2002 katılım rejiminin başlama tarihi, evlenme, boşanma, dava, kesinleşme tarihi, malları edinme ve katkı tarihleri, varsa satış tarihi, tahmini keşif tarihi belirlenmeli, gereğine göre tarafların katkı miktarları, malların alım, satım, katkı, evlilik, dava tarihi, son hesap tarihine göre değerleri belirtilmeli, Hayatın doğal akışı, örf ve adetler dikkate alınarak olabilirliği, olay somut şekilde ve empati yapılarak zihinde canlandırılmalı, böylece en doğru sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.

Problemi doğru çözebilmek için problemi ve verileri çok iyi ve doğru biçimde anlamak gerekir. Küçük bir yanlış anlama hatalı sonuçlara götürür. Her bir mala ilişkin katkı ve katılım alacağı iddiaları ayrı ayrı düşünülüp, hesaplanmalı, sonra diğer talep ve iddialara göre gerekli ekleme ve çıkarmalar yapılmalıdır. Problem çözüldükten sonra sağlaması yapılmalı, neden ve niçinleri yani dayanakları verilere ve mevzuata dayanarak açıklanmalıdır. .

Eşlerden birinin ölümü halinde – mirasçılar, sağ kalan eşin evlilik süresince (01.01.2002 den sonrası için) TMK m. 219 anlamında edinilmiş mallarda ölen eşin katılma alacağını talep edebilirler. Aynı şekilde sağ kalan eş diğer mirasçılara karşı terekeden katılma, katkı payı alacağının ayrılmasını isteyebileceği gibi, eşinin yasal mirasçısı olarak eşine kalan katılım meblağı ve kişisel mallarına ilişkin meblağdan miras payını isteyebilecektir. Ayrıca TMK’nın 240. Maddesi uyarınca aile konutu üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.

Genel Gaziantep Avukat Ali Tumbas 41 1

Haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşe aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı da tanınabilir. Ancak sağ kalan eşin aile konutu hakkında bu haklarını kullanabilmesi için ya Tapuda istenen gayrimenkulün aile konutu olduğu eşinin sağlığında şerh edilmiş olmalı, yada bu konuda açacağı ayrı bir dava ile istenen gayrimenkulün aile konutu olup olmadığının tespiti ile ilgili bir karar almalıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Yasal alım hakkı ve niteliği- Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve değerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilecektir (TMK m. 226 /2)

Katkı ve katılım alacağı davalarında zamanaşımı – Gerek eski Borçlar Kanunumuzun 132/3 gerekse yeni 6098 sayılı Borçlar Kanunumuzun 153/3 maddesi ile ‘ evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımının duracağı ‘ hükmü amirdir. O halde boşanmanın kesinleşmesi veya mirasçılar için muris eşin ölümünden itibaren zamanaşımı süresi başlayacaktır. 2002 öncesi mal ayrılığı, 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejimleri, diğer rejimler seçilmeyerek akdedilen zımni bir sözleşme olduğundan, katkı payı alacağı sözleşmeler ile ilgili eski BK 125 yeni BK 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olacaktır.

Nitekim Yüksek Yargıtay’da önceleri boşanmanın fer’i hükümleri kapsamında 1 yıllık zamanaşımı süresi uygularken Hukuk Genel Kurulu 2013/8-375 esas 2013/520 karar no’lu ilamı ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Katılma alacağı zamanaşımı için de aynı açıklamalarımız geçerlidir. Yabancı Mahkemelerce verilen boşanma kararları, ancak Türkiye’de Aile Mahkemelerince verilecek tenfiz veya tanıma kararları ile hüküm ifade edebileceğinden, katkı ve katılma alacakları tenfiz kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olacaktır.

Ancak 8. Hukuk Dairesi 2013/17758 esas 2014 7 2032 karar sayılı ilam örneğinde olduğu gibi Yüksek Yargıtay zamanaşımı başlangıcını yabancı mahkemece verilmiş olan kararın o ülke yasalarına göre kesinleşme tarihine bağlamakta ve bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulamaktadır.

Eşler dışında katkı ve katılım alacağı açabilecek diğer kişiler- Eşlerden biri katkı ve katılım alacak haklarını dava edemeden veya alacaklarını takip için açtıkları dava veya yaptıkları takip sırasında ölümleri halinde onların mirası reddetmemiş yasal mirasçıları dava ve takip hakkını kullanabileceklerdir.

Ayrıca katkı ve katılma hakkı doğduktan sonra (katılım rejimi sona ermeden, yani alacak hakkı doğmadan temlik yapılamaz, yapılırsa bu ahlaka ve kamu düzenine aykırılık nedeni ile geçersizdir) eşlerden biri Borçlar Kanunu‘nun 162. maddesine uygun olarak alacağını 3.kişiye temlik ettiğinde temellük eden alacaklının haklarına halef olarak katkı ve katılım alacak haklarını talep ve dava edebilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında protokolün katkı ve katılma alacaklarına etkisi: Anlaşmalı boşanma davalarında (TMK mad. 163/3 tarafların hazırlayıp imzaladığı ve Mahkemenin onayına sunduğu Protokol boşanmanın fer’i niteliğinde olan nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet konularını  kapsar. Bu protokolde tarafların birbirlerinden başkaca bir hak ve talepleri yoktur şeklinde bir beyan katkı ve katılma alacaklarını kapsamaz.

Genel Gaziantep Avukat Ali Tumbas 37 1

Eğer protokolde katkı ve katılma alacağının da sulh yolu ile çözümlendiği açık ve tartışmaya yer vermeyecek şekilde somut olarak belirtilmiş ise, kararda açıklanan bu anlaşma karşısında sonradan katkı ve katılma alacağı iddiası ile dava açılamaz. 

Belirsiz dava açılabilmesi: 6100 sayılı HMK’nın 107. Maddesinde,davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendisinden beklenemeyeceği hallerde alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir hükmü getirilmiştir. Katkı ve katılım alacağı tam da belirsiz davalar içindir. Bu hesap, kitabı matematikçi ve hukukçu olarak mallara ilişkin değer verileri saptanmadan ben bile yapamayacağıma göre davanın başında alacağın miktarını saptayabilmek mümkün değildir, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması işin doğası gereğidir.

Belirsiz alacak davaları özelliği gereği zamanaşımını tüm alacak için dava tarihi itibari ile keser, Katkı ve katılım payı alacak davaları nispi harca tabidir, uygun bir miktar belirtilerek harcı ödenip dava açılır, son keşifle alacak miktarı ortaya çıkınca Mahkemeye verilecek dilekçe ile bakiye harcı ödenerek müddeabih bir defaya mahsus olmak üzere artırılır.

Faiz hakkında katkı ve katılma alacağının hesabı bölümünde yaptığımız açıklamalar geçerlidir. Katkı ve Katılım Alacağı davaları boşanma davası ile birlikte açılabilir mi? Açılmasına kural olarak bir engel yoktur. Ancak, boşanma davaları boşanmanın fer’i konuları olan nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat talepleri ile doludur zaten, bir de üstüne katkı-katılım alacağı taleplerini eklemekle dava içinden çıkılamaz bir hale gelir.

Bu nedenle uygulamada genelde birlikte açılan bu davalar tefrik edilmektedir. Kanaatimce de mutlaka ayrı bir dava olarak açılmalıdır. Katkı ve katılım davalarının dinlenebilmesinin ön koşulu açılan boşanma davasının boşanma yönünde kesinleşmiş olmasıdır. Yine de taraflar boşanmayı ciddi olarak düşünüyorlar ise diğer tarafın katkı ve katılım alacağı konusu malları suiniyetle kaçırma ihtimalini önlemek için ayrı bir dava olarak katkı ve katılım alacağı davasını açmak ve Mahkemeden malların kaçırılmasının önlenmesi için tedbir kararı verilmesini sağlamaktır. Tabii ki dava, boşanma davasını bekletici mesele sayacak ve sonucunu bekleyecektir.

Görevli ve yetkili Mahkeme : Görev: 5133 sayılı yasa ile değişik 4787sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanunun 4/1 maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (üçüncü kısım hariç) ikinci kitaptan kaynaklanan davaların Aile Mahkemelerince bakılması gerekir ve görev kamu düzeni ile ilgilidir. Bu nedenle katkı ve katılım payı alacağına ilişkin davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemeleri dir. Yetki: Katkı ve Katılım alacağı davaları boşanmanın fer’i talepleri ile ilgili olmadığından genel yetki kurallarına tabiidir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun m 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.

Kaynaklar

• 1- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanunun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu

• 2- Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu- ( Katkı-Katılma alacağı isimli kitabı Ankara 2014 5. Bası )

• 3- Av. Nazif Kaçak-( Açıklamalı-İçtihatlı Boşanmada Mal ve Paraların Paylaşımı isimli kitabı 3. Bası)

• 4- Prof. Dr. Turgut Akıntürk- ( Aile Hukuku isimli kitabı 12. Bası, Beta )

Bu konu hakkında benzer makaleelrimiz için tıklayın

Avukatlarımızın Yazısını Oylar mısınız?

Call Now

Scroll to Top
WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat ile görüşmek ister misiniz?